Doğa Yirik

Kesintisiz

Küratör: Sarp R. Özer

13 Şubat – 11 Nisan 2026

Açılış: 13 Şubat Cuma, 18:30

Kesintisiz, adını Doğa Yirik’in kendi aile hikâyesini Türkiye yakın tarihi ile kesiştirdiği sanatsal araştırmadan alıyor. Sanatçı, babası İbrahim Yirik’in ve onun mensubu olduğu sol çevrenin geçmişini ve o çevredekilerin bugünkü yaşamlarını belgeliyor; aile dostları, akrabalar ve araştırmacıların katkılarıyla derlediği kişisel arşivi gün yüzüne çıkarıyor. Ebeveynlerinin siyasi geçmişinden büyük ölçüde yalıtılmış şekilde büyüyen sanatçı, hem o siyasi mücadelenin duygusal tortusunu hem de ailenin ve yakın dostların ödediği bedeli irdeliyor. Sol hareket tarihi içinde önemli bir yer tutsa da pek kayda geçmemiş bir çevre içindeki kişisel bir hikâyeden yola çıkarak üretilen sergide fotoğraf, mektup, fanzin ve siyasi yayınları içeren bir arşiv seçkisi yer alıyor. Bu seçkinin bir kısmı sanat yapıtı bir kısmı da araştırma çıktısı formunda sunuluyor.

Sanatçının yaptığı sözlü tarih görüşmelerinden sergide yer alan yegâne kayıt, Doğa’nın büyükannesi Kıymet Karakoç (1939-2023) ile gerçekleştirdiği ancak sonuçsuz kalmış bir mülakat girişimi. İleri evre demans olan Kıymet Hanım, ya hatırlayamadığından ya da anılarını değersiz bulduğundan soruların çoğunu savuşturmuş. Karakoç’un kuşağının solmakta olan belleğinden bir fragmanı kurtarmaya çalışan Kimsem Oyum (2023), kurgu masasında edindiği tesadüfi anlam üzerinden onun hatırladıklarını değil unuttuklarını ortaya koyuyor.

Tereke (2018–günümüz) adlı yerleştirmede, arşivdeki kartpostallar, yüzük, kurutulmuş çiçekler, kazak, telgraflar ve video kamera gibi taksonomik açıdan çeşitlilik gösteren ve fiziksel formları birbiriyle uyumsuz öğeler bir araya getiriliyor. Bu çalışmada, sanatçının biyolojik akrabaları ve seçilmiş ailesi, miras bıraktıkları nesneler üzerinden yeniden vücut buluyor.

Tereke envanterine dahil olmakla birlikte, Uç Martı Uç (2024), işitsel formatı ve içeriğiyle ayrı bir yapıt olarak konumlanıyor. Aslen isimsiz bu albüm, 1992 yılında Bartın Cezaevi’nde üç kişilik bir rock grubu tarafından canlı icra edilmiş. Kaset, cezaevi koşullarında doğaçlama bestelenen dokuz özgün parçanın yanı sıra üç de yorum barındırıyor.

Dayısı Muzaffer Karakoç’un yakın arkadaşı ve siyasi yayın Yolumuz’un kurucusu ve sorumlu yazı işleri müdürü İbrahim Özalp anısına üretilen Piknik (2025), Kesintisiz’in saptığı tali yollardan biri. Özalp’in günümüze ulaşan tüm fotoğrafları, tesadüf eseri Karakoç ailesinin düzenlediği bir piknikte çekiliyor. Bu enstantaneler; sanatçının annesi Müzeher Karakoç’un albümünü incelediği sekanslar ve o güne tanıklık etmiş aile üyelerinin anlatıları eşliğinde, İbrahim’in akıbetinin izini süren video çalışmasına zemin oluşturuyor.

Tık-Tık (2026), İbrahim Yirik’in cezaevindeyken kaleme aldığı yayımlanmamış kitabından türetilen, ses bileşenli ve mekâna özgü bir yerleştirme. Yapıt, söz konusu metnin, mahpusların kalorifer boruları aracılığıyla haberleşmekte kullandıkları ritim tabanlı kod diline görsel ve işitsel tercümesinden oluşuyor.

Sergiye adını veren Kesintisiz (2018–günümüz), diğer tüm bileşenleri hem aydınlatan hem de birleştiren bir kilit taşı işlevi görüyor. Sanatçının sözlü tarih görüşmeleri sırasında tesadüfen kaydettiği artık görüntüleri birbirine ören video, babası ve yoldaşlarının gündelik yaşamlarına eğiliyor. Odağını siyasi geçmişlerden günlük rutinlere kaydıran Doğa, babasının mazisini kendi kimliğiyle örtüştürmenin ve böylelikle de yitip gitmekte olan bir kuşağın ortak belleğiyle diyalog kurmanın yollarını arıyor.

Kesintisiz, Türkiye solunun anlatılmamış tarihiyle, o tarihin mirasçısı bir oğlun belleği arasındaki mesafeyi kat etmeyi deniyor. Unutulmanın eşiğindeki öznelerden arta kalan duygusal bakiyeyi sahiplenen Doğa Yirik, anıtsallaştırma eyleminin politik ve hissi failliğini sorgulayarak bir tür karşı-bellek mekanizması kurmaya çalışıyor.

Serginin Tarihsel Adalet İçin Bellek Müzesi’nin katkılarıyla hazırlanan etkinlik programı ileri bir tarihte duyurulacak.

26 Mart 2026
“Kesintisiz Üzerine Bir Söyleşi”
Can Memiş – manifold

11 Mart 2026
“Kesintiye uğramış bir hafızanın tutulamayan kaydı”
Uğur Ugan – Argonotlar

4 Mart 2026
“Cezaevlerinde bizim aile için ayrılmış bir ranza her zaman bulunur”
Ilgaz Gökırmaklı – Agos

21 Şubat 2026
“Aile hikâyesinden yakın tarihe: Bir bellek çalışması olarak ‘Kesintisiz’”
Tuğçe Yılmaz – bianet

Bakırköy Tayfası, İstanbul Ataköy Plajı’nda cankurtaranlık görevinde (1974). Fotoğrafı çeken bilinmiyor. Soldan Sağa: Yusuf Ziya Şülekoğlu, Mehmet Sönmez, Ali Meriç, Tamer Arda, Süleyman Biber, Hasan Şensoy, İsmail Hakkı Sönmez, Akgün Erakın. Yusuf Ziya Şülekoğlu’nun izniyle

Doğa Yirik

Kesintisiz

Küratör: Sarp R. Özer

13 Şubat – 11 Nisan 2026

Arka planda doğal bir manzara bulunan bankta oturan, güneşten bronzlaşmış 8 genç adamın siyah beyaz fotoğrafı.

Bakırköy Tayfası, İstanbul Ataköy Plajı’nda cankurtaranlık görevinde (1974). Fotoğrafı çeken bilinmiyor. Soldan Sağa: Yusuf Ziya Şülekoğlu, Mehmet Sönmez, Ali Meriç, Tamer Arda, Süleyman Biber, Hasan Şensoy, İsmail Hakkı Sönmez, Akgün Erakın. Yusuf Ziya Şülekoğlu’nun izniyle

Açılış: 13 Şubat Cuma, 18:30

Kesintisiz, adını Doğa Yirik’in kendi aile hikâyesini Türkiye yakın tarihi ile kesiştirdiği sanatsal araştırmadan alıyor. Sanatçı, babası İbrahim Yirik’in ve onun mensubu olduğu sol çevrenin geçmişini ve o çevredekilerin bugünkü yaşamlarını belgeliyor; aile dostları, akrabalar ve araştırmacıların katkılarıyla derlediği kişisel arşivi gün yüzüne çıkarıyor. Ebeveynlerinin siyasi geçmişinden büyük ölçüde yalıtılmış şekilde büyüyen sanatçı, hem o siyasi mücadelenin duygusal tortusunu hem de ailenin ve yakın dostların ödediği bedeli irdeliyor. Sol hareket tarihi içinde önemli bir yer tutsa da pek kayda geçmemiş bir çevre içindeki kişisel bir hikâyeden yola çıkarak üretilen sergide fotoğraf, mektup, fanzin ve siyasi yayınları içeren bir arşiv seçkisi yer alıyor. Bu seçkinin bir kısmı sanat yapıtı bir kısmı da araştırma çıktısı formunda sunuluyor.

Sanatçının yaptığı sözlü tarih görüşmelerinden sergide yer alan yegâne kayıt, Doğa’nın büyükannesi Kıymet Karakoç (1939-2023) ile gerçekleştirdiği ancak sonuçsuz kalmış bir mülakat girişimi. İleri evre demans olan Kıymet Hanım, ya hatırlayamadığından ya da anılarını değersiz bulduğundan soruların çoğunu savuşturmuş. Karakoç’un kuşağının solmakta olan belleğinden bir fragmanı kurtarmaya çalışan Kimsem Oyum (2023), kurgu masasında edindiği tesadüfi anlam üzerinden onun hatırladıklarını değil unuttuklarını ortaya koyuyor.

Tereke (2018–günümüz) adlı yerleştirmede, arşivdeki kartpostallar, yüzük, kurutulmuş çiçekler, kazak, telgraflar ve video kamera gibi taksonomik açıdan çeşitlilik gösteren ve fiziksel formları birbiriyle uyumsuz öğeler bir araya getiriliyor. Bu çalışmada, sanatçının biyolojik akrabaları ve seçilmiş ailesi, miras bıraktıkları nesneler üzerinden yeniden vücut buluyor.

Tereke envanterine dahil olmakla birlikte, Uç Martı Uç (2024), işitsel formatı ve içeriğiyle ayrı bir yapıt olarak konumlanıyor. Aslen isimsiz bu albüm, 1992 yılında Bartın Cezaevi’nde üç kişilik bir rock grubu tarafından canlı icra edilmiş. Kaset, cezaevi koşullarında doğaçlama bestelenen dokuz özgün parçanın yanı sıra üç de yorum barındırıyor.

Dayısı Muzaffer Karakoç’un yakın arkadaşı ve siyasi yayın Yolumuz’un kurucusu ve sorumlu yazı işleri müdürü İbrahim Özalp anısına üretilen Piknik (2025), Kesintisiz’in saptığı tali yollardan biri. Özalp’in günümüze ulaşan tüm fotoğrafları, tesadüf eseri Karakoç ailesinin düzenlediği bir piknikte çekiliyor. Bu enstantaneler; sanatçının annesi Müzeher Karakoç’un albümünü incelediği sekanslar ve o güne tanıklık etmiş aile üyelerinin anlatıları eşliğinde, İbrahim’in akıbetinin izini süren video çalışmasına zemin oluşturuyor.

Tık-Tık (2026), İbrahim Yirik’in cezaevindeyken kaleme aldığı yayımlanmamış kitabından türetilen, ses bileşenli ve mekâna özgü bir yerleştirme. Yapıt, söz konusu metnin, mahpusların kalorifer boruları aracılığıyla haberleşmekte kullandıkları ritim tabanlı kod diline görsel ve işitsel tercümesinden oluşuyor.

Sergiye adını veren Kesintisiz (2018–günümüz), diğer tüm bileşenleri hem aydınlatan hem de birleştiren bir kilit taşı işlevi görüyor. Sanatçının sözlü tarih görüşmeleri sırasında tesadüfen kaydettiği artık görüntüleri birbirine ören video, babası ve yoldaşlarının gündelik yaşamlarına eğiliyor. Odağını siyasi geçmişlerden günlük rutinlere kaydıran Doğa, babasının mazisini kendi kimliğiyle örtüştürmenin ve böylelikle de yitip gitmekte olan bir kuşağın ortak belleğiyle diyalog kurmanın yollarını arıyor.

Kesintisiz, Türkiye solunun anlatılmamış tarihiyle, o tarihin mirasçısı bir oğlun belleği arasındaki mesafeyi kat etmeyi deniyor. Unutulmanın eşiğindeki öznelerden arta kalan duygusal bakiyeyi sahiplenen Doğa Yirik, anıtsallaştırma eyleminin politik ve hissi failliğini sorgulayarak bir tür karşı-bellek mekanizması kurmaya çalışıyor.

Serginin Tarihsel Adalet İçin Bellek Müzesi’nin katkılarıyla hazırlanan etkinlik programı ileri bir tarihte duyurulacak.

RELATED EVENTS

PRESS

26 Mart 2026
“Kesintisiz Üzerine Bir Söyleşi”
Can Memiş – manifold

11 Mart 2026
“Kesintiye uğramış bir hafızanın tutulamayan kaydı”
Uğur Ugan – Argonotlar

4 Mart 2026
“Cezaevlerinde bizim aile için ayrılmış bir ranza her zaman bulunur”
Ilgaz Gökırmaklı – Agos

21 Şubat 2026
“Aile hikâyesinden yakın tarihe: Bir bellek çalışması olarak ‘Kesintisiz’”
Tuğçe Yılmaz – bianet