AŞK, MARK VE ÖLÜM

8 Mayıs – 27 Haziran 2026

Açılış: 8 Mayıs Cuma, 18:00

“Almancılar,” göçün 65. yıl dönümünde, Berlin’in önemli kültür kurumlarından Maxim Gorki Tiyatrosu’nun Aşk, Mark ve Ölüm sergisiyle İstanbul’a geri dönüyor. Tiyatro tarafından iki yılda bir düzenlenen Berliner Herbstsalon adlı festivalin yedinci ve son edisyonundan (2025) yapılan tematik bir seçki Depo’da izleyiciyle buluşuyor.

Aşk, Mark ve Ölüm, Yeni Alman Dalgası olarak anılan müzik akımının temsilcilerinden İdeal grubunun 1982’de yayınlanan bir şarkısı. Grup, geleceğin Almanya’sının kimler olmaksızın varlığını sürdüremeyecek olduğunu daha o zamanlar fark etmişti. Şarkı sözleri için Aras Ören’e başvurdular; Ören, 1982’de yazdığı Aşk, Mark ve Ölüm başlıklı şiirinde göçmenlerin Almanya’daki yaşam hakkında duydukları hayal kırıklığını anlattı. O dönem hızla yayılmaya başlayan yabancı düşmanlığı, medya ve siyasette yürütülen ırkçı tartışmalardan da besleniyordu. Aras Ören şiirini şöyle bitiriyordu:

Ağla tepin bağır çağır
Alçak sesle yüksek sesle
Her yan duvar her yan sağır
Ölüm ucuz gelir bize

Aşk, Mark ve Ölüm aynı zamanda Cem Kaya’nın Türkiyeli göçmenlerin müzik tarihi üzerine çektiği çok ödüllü belgesel filminin (2022) de adı. Yönetmen, film için DJ ikilisi Ayata/Kullukçu’nun Songs of Gastarbeiter adlı derleme albümünden esinlenmişti. İkilinin bir araya gelmesine ise, 2011 yılında Türkiye ile Almanya arasında imzalanan işgücü anlaşmasının 50. yıl dönümünü, sanat yönetmenliğini Shermin Langhoff’un yaptığı Ballhaus Naunynstrasse’de kutlayan Almancı – 50 Jahre Scheinehe (Almancı – 50 Yıllık Sahte Evlilik) adlı festival vesile olmuştu.

AŞK, MARK VE ÖLÜM I

Serginin ilk bölümü, Melek Konukman-TulganFiliz TaşkınSerpil Yeter ve Gülsün Karamustafa’nın eserleri dışında belgesel bir niteliğe sahip. Geniş çaplı bir araştırmaya dayanan bu bölüm, Telefunken firmasının Berlin’de Stresemannstrasse 30 adresinde “misafir kadın işçiler” için tahsis ettiği yurdun sakinlerine odaklanıyor.

Emine Sevgi Özdamar’ın eserleri bu konuda önemli bir rol oynuyor. 1946 yılında Malatya’da doğan ve İstanbul ile Bursa’da büyüyen Özdamar, 1965 yılında Stresemannstrasse 30’a yerleşti. Telefunken’deki işi ile tiyatroya ve sömürü ile baskının olmadığı bir dünyaya duyduğu özlemin damga vurduğu yurttaki hayatını, 1998’de yayımlanan ve Berlin üçlemesinin ilk kitabı olan Die Brücke vom Goldenen Horn (Haliçli Köprü) adlı romanında anlattı. Roman kahramanlarından biri İstanbul’dan Berlin’e yaptığı uzun yolculukta şöyle der: “Bu nasıl bitmek bilmez bir yol.” Bu yolculuk bugün hâlâ bitmiş değil. Bir zamanlar çok yakın gibi görünen daha iyi bir dünya hayali giderek ulaşılmaz bir hale geliyor. Üçlemenin Seltsame Sterne starren zur Erde (Tuhaf Yıldızlar Dünyaya Bakıyorlar Gözlerini Kırpmadan) adlı ikinci kitabında yazar şöyle der:

Konuştuğum dilde mutsuzum. Kelimeler hasta. Sözcüklerimin bir sanatoryuma ihtiyacı var. Tekrar şifaya kavuşması için ne kadar zamana ihtiyacı vardır bir kelimenin? Yabancı ülkelerde insan anadilini yitirir derler. İnsan kendi ülkesinde de anadilini yitiremez mi?’’

Bu cümleler bir zamanlar Almanya için de geçerliydi. İnsanların, Üçüncü Reich’ın diliyle kendi anadillerini zehirleyen ebeveynlerinden, büyükanne ve büyükbabalarından utandıkları zamanlardı bunlar. Emine Sevgi Özdamar kelimeleri iyileştirmek için Berliner Ensemble’a gitti. Bu tiyatroya giden ilk ve tek o değildi. Stresemannstrasse işçi yurdunu bir buçuk yıl yöneten Nuran Oktar ve Vasıf Öngören de Berlin’e tiyatro için gelmişlerdi.

Kelimeleri iyileştirme çabası, tiyatronun da hayat damarlarından biridir. Bunu hiç kimse tek başına kotaramaz; hele bir “ulus” asla. Çünkü uluslar başka insanlara, başka dillere muhtaçtır. Stresemannstrasse 30’da yaşayan, birçok ulustan kadınlar da bunu tecrübe etti. Maxim Gorki Tiyatrosu’nun yürüttüğü çalışmalar da aynı deneyimlerden beslenerek, göç sonrası Almanya’da yeni bir tiyatro için çabalıyor.

AŞK, MARK VE ÖLÜM II

Serginin ikinci bölümünde, özellikle video çalışmaları, yazılı metin ve heykellerden oluşan eserleriyle yaşam öykülerinden esinlenerek Almanya’yı tartışan sanatçılar yer alıyor: Nevin AladağZüli AladağCana Bilir-MeierZühal Bilir-MeierAhu DuralSemra ErtanHarun Farocki ve Antje EhmannDaniel KnorrHakan Savaş Mican, Ersan Mondtagİrfan ÖnürmenEmine Sevgi ÖzdamarÜlkü Süngün ve Želimir Žilnik.

Film Programı: Özlem Sarıyıldız, Isa Andreu, Hannelore SchäferDetlef Zuther, Andrea Schmidt, Uwe Gawron

Kamusal Program

18:00    Aşk, Mark ve Ölüm Açılışı ve Nihan Devecioğlu ile Müzik Dinletisi

19:30    Emine Sevgi Özdamar ile Okuma ve Söyleşi. Moderatör: Olcay Akyıldız (Türkçe)

Sahneden Perdeye: Tiyatro Filmleri Gösterimi ve Söyleşiler

16:00   Cinler (Dschinns, 2023) (Almanca; Türkçe ve İngilizce altyazılı)
Konuşmacı: Nurkan Erpulat. Moderatör: Selin Tunç (Türkçe)

19:30    Almanya Masalımız (Our German Fairytale, 2024) (Almanca; Türkçe ve İngilizce altyazılı)
Konuşmacılar: Dinçer Güçyeter ve Hakan Savaş Mican (Türkçe)

17:00   Cana Bilir-Meier ile Söyleşi. Moderatör: Erden Kosova (Türkçe ve İngilizce)

19:00   Göç, Emek ve Toplumsal Cinsiyet: Almanya’ya Giden İlk Kuşak Kadın İşçiler
Sunum: Ayfer Bartu. Moderatör: Hülya Karcı (Türkçe)

17:30   Sema Poyraz Filmleri Gösterimi ve Yönetmenle Söyleşi. Moderatör: Tunçay Kulaoğlu (Türkçe)
Die Türhüter, 1988, 17’, Fremd. Yaban., 2007, 18’. (Almanca; Türkçe ve İngilizce altyazılı)

19:00   Stresemannstrasse Kadın İşçi Yurdu Sakinleri Mevhibe Çetin, Nuran Dirlikli, Aysel Göksu ve Sabahat Tezyel ile Söyleşi. Moderatörler: Hülya Karcı ve Mürtüz Yolcu (Türkçe)

19:00   Kapanış Filmi ve Söyleşi

Aşk, Mark ve Ölüm (2022) (Türkçe ve Almanca; İngilizce altyazılı)
Cem Kaya ve Ekim Zafer Acun (Şokopop) ile Söyleşi. Moderatör: Çiğdem Özdemir (Türkçe)

Küratör Shermin Langhoff Sergi Tasarımı Alice Faucher Küratöryel Asistan Maral Müdok Sanat Yönetmeni Asistanı Thalia Hertel Araştırma Ekibi Hülya Karcı, Erden Kosova, Tunçay Kulaoğlu, Maral Müdok ve Mürtüz Yolcu Prodüksiyon Ece Tufan Prodüksiyon Yardımcısı Marta Stein Koordinasyon Çiğdem Özdemir Film Koordinasyonu Gari Vanisian Sergi Tasarım Asistanları Martha Bamberg ve Ruby Wisdom

Anadolu Kültür işbirliği ve Goethe-Institut İstanbul ile Theater findet Stadt e.V. derneğinin değerli katkılarıyla gerçekleştirilmiştir.

Gorki Logo Transparent Gray Letters
Anadolu Kultur Logo Transparent Gray Letters
Goethe Institut Logo Transparent
Goethe Institute 65th Year Logo Green
theater findet stadt logo

Gülsün Karamustafa, 1 Mayıs 1977 (1977), 7. Berliner Herbstsalon ЯE:IMAGINE posteri, Küratör: Shermin Langhoff, Maxim Gorki Tiyatrosu. Varşova Modern Sanat Müzesi’nin izniyle.

Gorki Logo Transparent Gray Letters
Anadolu Kultur Logo Transparent Gray Letters
Goethe Institut Logo Transparent
Goethe Institute 65th Year Logo Green
theater findet stadt logo

AŞK, MARK VE ÖLÜM

8 Mayıs – 27 Haziran 2026

Sergi afişi: Kırmızı zemin üzerinde, mavi giysili, dikiş makinesinin yanında oturmuş ve izleyiciye dönük bir kadının resmi.

Gülsün Karamustafa, 1 Mayıs 1977 (1977), 7. Berliner Herbstsalon ЯE:IMAGINE posteri, Küratör: Shermin Langhoff, Maxim Gorki Tiyatrosu. Varşova Modern Sanat Müzesi’nin izniyle.

Açılış: 8 Mayıs Cuma, 18:00

“Almancılar,” göçün 65. yıl dönümünde, Berlin’in önemli kültür kurumlarından Maxim Gorki Tiyatrosu’nun Aşk, Mark ve Ölüm sergisiyle İstanbul’a geri dönüyor. Tiyatro tarafından iki yılda bir düzenlenen Berliner Herbstsalon adlı festivalin yedinci ve son edisyonundan (2025) yapılan tematik bir seçki Depo’da izleyiciyle buluşuyor.

Aşk, Mark ve Ölüm, Yeni Alman Dalgası olarak anılan müzik akımının temsilcilerinden İdeal grubunun 1982’de yayınlanan bir şarkısı. Grup, geleceğin Almanya’sının kimler olmaksızın varlığını sürdüremeyecek olduğunu daha o zamanlar fark etmişti. Şarkı sözleri için Aras Ören’e başvurdular; Ören, 1982’de yazdığı Aşk, Mark ve Ölüm başlıklı şiirinde göçmenlerin Almanya’daki yaşam hakkında duydukları hayal kırıklığını anlattı. O dönem hızla yayılmaya başlayan yabancı düşmanlığı, medya ve siyasette yürütülen ırkçı tartışmalardan da besleniyordu. Aras Ören şiirini şöyle bitiriyordu:

Ağla tepin bağır çağır
Alçak sesle yüksek sesle
Her yan duvar her yan sağır
Ölüm ucuz gelir bize

Aşk, Mark ve Ölüm aynı zamanda Cem Kaya’nın Türkiyeli göçmenlerin müzik tarihi üzerine çektiği çok ödüllü belgesel filminin (2022) de adı. Yönetmen, film için DJ ikilisi Ayata/Kullukçu’nun Songs of Gastarbeiter adlı derleme albümünden esinlenmişti. İkilinin bir araya gelmesine ise, 2011 yılında Türkiye ile Almanya arasında imzalanan işgücü anlaşmasının 50. yıl dönümünü, sanat yönetmenliğini Shermin Langhoff’un yaptığı Ballhaus Naunynstrasse’de kutlayan Almancı – 50 Jahre Scheinehe (Almancı – 50 Yıllık Sahte Evlilik) adlı festival vesile olmuştu.

AŞK, MARK VE ÖLÜM I

Serginin ilk bölümü, Melek Konukman-TulganFiliz TaşkınSerpil Yeter ve Gülsün Karamustafa’nın eserleri dışında belgesel bir niteliğe sahip. Geniş çaplı bir araştırmaya dayanan bu bölüm, Telefunken firmasının Berlin’de Stresemannstrasse 30 adresinde “misafir kadın işçiler” için tahsis ettiği yurdun sakinlerine odaklanıyor.

Emine Sevgi Özdamar’ın eserleri bu konuda önemli bir rol oynuyor. 1946 yılında Malatya’da doğan ve İstanbul ile Bursa’da büyüyen Özdamar, 1965 yılında Stresemannstrasse 30’a yerleşti. Telefunken’deki işi ile tiyatroya ve sömürü ile baskının olmadığı bir dünyaya duyduğu özlemin damga vurduğu yurttaki hayatını, 1998’de yayımlanan ve Berlin üçlemesinin ilk kitabı olan Die Brücke vom Goldenen Horn (Haliçli Köprü) adlı romanında anlattı. Roman kahramanlarından biri İstanbul’dan Berlin’e yaptığı uzun yolculukta şöyle der: “Bu nasıl bitmek bilmez bir yol.” Bu yolculuk bugün hâlâ bitmiş değil. Bir zamanlar çok yakın gibi görünen daha iyi bir dünya hayali giderek ulaşılmaz bir hale geliyor. Üçlemenin Seltsame Sterne starren zur Erde (Tuhaf Yıldızlar Dünyaya Bakıyorlar Gözlerini Kırpmadan) adlı ikinci kitabında yazar şöyle der:

Konuştuğum dilde mutsuzum. Kelimeler hasta. Sözcüklerimin bir sanatoryuma ihtiyacı var. Tekrar şifaya kavuşması için ne kadar zamana ihtiyacı vardır bir kelimenin? Yabancı ülkelerde insan anadilini yitirir derler. İnsan kendi ülkesinde de anadilini yitiremez mi?’’

Bu cümleler bir zamanlar Almanya için de geçerliydi. İnsanların, Üçüncü Reich’ın diliyle kendi anadillerini zehirleyen ebeveynlerinden, büyükanne ve büyükbabalarından utandıkları zamanlardı bunlar. Emine Sevgi Özdamar kelimeleri iyileştirmek için Berliner Ensemble’a gitti. Bu tiyatroya giden ilk ve tek o değildi. Stresemannstrasse işçi yurdunu bir buçuk yıl yöneten Nuran Oktar ve Vasıf Öngören de Berlin’e tiyatro için gelmişlerdi.

Kelimeleri iyileştirme çabası, tiyatronun da hayat damarlarından biridir. Bunu hiç kimse tek başına kotaramaz; hele bir “ulus” asla. Çünkü uluslar başka insanlara, başka dillere muhtaçtır. Stresemannstrasse 30’da yaşayan, birçok ulustan kadınlar da bunu tecrübe etti. Maxim Gorki Tiyatrosu’nun yürüttüğü çalışmalar da aynı deneyimlerden beslenerek, göç sonrası Almanya’da yeni bir tiyatro için çabalıyor.

AŞK, MARK VE ÖLÜM II

Serginin ikinci bölümünde, özellikle video çalışmaları, yazılı metin ve heykellerden oluşan eserleriyle yaşam öykülerinden esinlenerek Almanya’yı tartışan sanatçılar yer alıyor: Nevin AladağZüli AladağCana Bilir-MeierZühal Bilir-MeierAhu DuralSemra ErtanHarun Farocki ve Antje EhmannDaniel KnorrHakan Savaş Mican, Ersan Mondtagİrfan ÖnürmenEmine Sevgi ÖzdamarÜlkü Süngün ve Želimir Žilnik.

Film Programı: Özlem Sarıyıldız, Isa Andreu, Hannelore SchäferDetlef Zuther, Andrea Schmidt, Uwe Gawron

Kamusal Program

18:00    Aşk, Mark ve Ölüm Açılışı ve Nihan Devecioğlu ile Müzik Dinletisi

19:30    Emine Sevgi Özdamar ile Okuma ve Söyleşi. Moderatör: Olcay Akyıldız (Türkçe)

Sahneden Perdeye: Tiyatro Filmleri Gösterimi ve Söyleşiler

16:00   Cinler (Dschinns, 2023) (Almanca; Türkçe ve İngilizce altyazılı)
Konuşmacı: Nurkan Erpulat. Moderatör: Selin Tunç (Türkçe)

19:30    Almanya Masalımız (Our German Fairytale, 2024) (Almanca; Türkçe ve İngilizce altyazılı)
Konuşmacılar: Dinçer Güçyeter ve Hakan Savaş Mican (Türkçe)

17:00   Cana Bilir-Meier ile Söyleşi. Moderatör: Erden Kosova (Türkçe ve İngilizce)

19:00   Göç, Emek ve Toplumsal Cinsiyet: Almanya’ya Giden İlk Kuşak Kadın İşçiler
Sunum: Ayfer Bartu. Moderatör: Hülya Karcı (Türkçe)

17:30   Sema Poyraz Filmleri Gösterimi ve Yönetmenle Söyleşi. Moderatör: Tunçay Kulaoğlu (Türkçe)
Die Türhüter, 1988, 17’, Fremd. Yaban., 2007, 18’. (Almanca; Türkçe ve İngilizce altyazılı)

19:00   Stresemannstrasse Kadın İşçi Yurdu Sakinleri Mevhibe Çetin, Nuran Dirlikli, Aysel Göksu ve Sabahat Tezyel ile Söyleşi. Moderatörler: Hülya Karcı ve Mürtüz Yolcu (Türkçe)

19:00   Kapanış Filmi ve Söyleşi

Aşk, Mark ve Ölüm (2022) (Türkçe ve Almanca; İngilizce altyazılı)
Cem Kaya ve Ekim Zafer Acun (Şokopop) ile Söyleşi. Moderatör: Çiğdem Özdemir (Türkçe)

Küratör Shermin Langhoff Sergi Tasarımı Alice Faucher Küratöryel Asistan Maral Müdok Sanat Yönetmeni Asistanı Thalia Hertel Araştırma Ekibi Hülya Karcı, Erden Kosova, Tunçay Kulaoğlu, Maral Müdok ve Mürtüz Yolcu Prodüksiyon Ece Tufan Prodüksiyon Yardımcısı Marta Stein Koordinasyon Çiğdem Özdemir Film Koordinasyonu Gari Vanisian Sergi Tasarım Asistanları Martha Bamberg ve Ruby Wisdom

Anadolu Kültür işbirliği ve Goethe-Institut İstanbul ile Theater findet Stadt e.V. derneğinin değerli katkılarıyla gerçekleştirilmiştir.

RELATED EVENTS

Gorki Logo Transparent Gray Letters
Anadolu Kultur Logo Transparent Gray Letters
Goethe Institut Logo Transparent
Goethe Institute 65th Year Logo Green
theater findet stadt logo